DEVELERİN AKILDA DEĞİL, AHIRDA OLMALI
Bir gün, İmam-ı Âzam'ın yanına bir adam gelir ve içini döker: "Ey İmam, namaz kılarken bir türlü huzura eremiyorum. Aklım hep develerimde; onları otlatmak ya da bakımlarıyla ilgili şeyler düşünmekten kendimi alamıyorum. Sizin ise çok daha fazla malınız var ama ibadet ederken huzuru nasıl bulabiliyorsunuz? Nasıl bu kadar dinginlikle ibadet edebiliyorsunuz?"
Bu içten gelen soruya İmam-ı Âzam Ebu Hanife, samimiyetle dolu bir gülümsemeyle ve bilgelikle şöyle yanıt verir: "Develerimi kalbime değil, ahıra bağlarım... İbadet zamanı geldiğinde, gönlümde yalnızca Yaradan'a yer açarım ve kalbimin tüm berraklığını sadece ona adarım."
İlgili İçerikler
Hz. Süleyman ve Karınca
Kur’ân-ı Kerîm’in en-Neml sûresinde yer alan Hz. Süleyman (a.s.) ve karınca hikayesi, insanlığa tevazu, şükür ve kulluk bilinci…
DERVİŞ KAŞIKLARI HİKAYESİ
Sevgi, kimi zaman yüksek sesle söylenen bir söz, kimi zaman ise sessizce yapılan bir iyilikte gizlidir. Peki, sevgiyi sadece…
Sabırla Dokunan Bir Keramet
Emirdağ ya da Afyon hapishanesinin soğuk taşları arasında geçen bir gece, Bediüzzaman Said-i Nursi’nin tayy-i mekân ile Konya’nın…
Vermeyince Mabut Neylesin Sultan Mahmut
"Vermeyince Mabut Neylesin" atasözü, Osmanlı İmparatoru II. Mahmud dönemine ait bir anekdottan doğmuştur. Bu atasözü, kaderin…
Yorumlar
Kullanıcı yorumları resmî dini açıklama değildir.
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazabilirsiniz.
Yorum yazmak için giriş yapmanız gerekiyor.
Giriş yap