İçeriğe geç

77. Sure

Mürselât Suresi

Gönderilenler

المرسلات

Ayet sayısı
50
İniş yeri
Mekke
İniş sırası
33
Başlangıç
29. cüz, 580. sayfa

Sureyi dinle

Mahmoud Khalil Al-Hussary · Hafs an Asim

Mürselât Suresi

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1 29. cüz · 580. sayfa

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلْمُرْسَلَٰتِ عُرْفًا

velmürselâti `urfâ.

Yemin olsun, ardı ardına gönderilenlere.

2 29. cüz · 580. sayfa

فَٱلْعَٰصِفَٰتِ عَصْفًا

fel`âṣifâti `aṣfâ.

Şiddetle esip savuranlara.

3 29. cüz · 580. sayfa

وَٱلنَّٰشِرَٰتِ نَشْرًا

vennâşirâti neşrâ.

Yaydıkça yayanlara.

4 29. cüz · 580. sayfa

فَٱلْفَٰرِقَٰتِ فَرْقًا

felfâriḳâti ferḳâ.

Ayırdıkça ayıranlara.

5 29. cüz · 580. sayfa

فَٱلْمُلْقِيَٰتِ ذِكْرًا

felmülḳiyâti ẕikrâ.

Zikri getirip, bırakanlara.

6 29. cüz · 580. sayfa

عُذْرًا أَوْ نُذْرًا

`uẕran ev nüẕrâ.

Gerek özür için olsun, gerek uyarı için.

7 29. cüz · 580. sayfa

إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعٌ

innemâ tû`adûne levâḳi`.

Şüphe yok ki, size vaadedilen mutlaka gerçekleşecektir.

8 29. cüz · 580. sayfa

فَإِذَا ٱلنُّجُومُ طُمِسَتْ

feiẕe-nnücûmü ṭumiset.

Yıldızların ışığı söndüğü zaman.

9 29. cüz · 580. sayfa

وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ فُرِجَتْ

veiẕe-ssemâü füricet.

Gök yarıldığında.

10 29. cüz · 580. sayfa

وَإِذَا ٱلْجِبَالُ نُسِفَتْ

veiẕe-lcibâlü nüsifet.

Dağlar parçamparça olup savrulduğunda.

11 29. cüz · 580. sayfa

وَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتْ

veiẕe-rrusülü üḳḳitet.

Peygamberlere ümmetleri hakkında şahitlik vakitleri bildirildiği zaman.

12 29. cüz · 580. sayfa

لِأَىِّ يَوْمٍ أُجِّلَتْ

lieyyi yevmin üccilet.

Bu, hangi güne ertelenmiş?

13 29. cüz · 580. sayfa

لِيَوْمِ ٱلْفَصْلِ

liyevmi-lfaṣl.

Ayrım (hüküm) gününe (ertelenmiştir).

14 29. cüz · 580. sayfa

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ

vemâ edrâke mâ yevmü-lfaṣl.

Hüküm gününün ne olduğunu sen ne bileceksin?

15 29. cüz · 580. sayfa

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

O gün vay yalanlayanların haline!

16 29. cüz · 580. sayfa

أَلَمْ نُهْلِكِ ٱلْأَوَّلِينَ

elem nühliki-l'evvelîn.

Biz, öncekileri helak etmedik mi?

17 29. cüz · 580. sayfa

ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ ٱلْـَٔاخِرِينَ

ŝümme nütbi`uhümü-l'âḫirîn.

Sonra arkadan gelenleri de onların arkasına takacağız.

18 29. cüz · 580. sayfa

كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِٱلْمُجْرِمِينَ

keẕâlike nef`alü bilmücrimîn.

Biz, günahkârlara işte böyle yaparız.

19 29. cüz · 580. sayfa

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

O gün vay yalanlayanların haline!

20 29. cüz · 581. sayfa

أَلَمْ نَخْلُقكُّم مِّن مَّآءٍ مَّهِينٍ

elem naḫlukküm mim mâim mehîn.

Sizi basit bir sudan yaratmadık mı?

21 29. cüz · 581. sayfa

فَجَعَلْنَٰهُ فِى قَرَارٍ مَّكِينٍ

fece`alnâhü fî ḳarârim mekîn.

Ve onu sağlam bir yere yerleştirmedik mi?

22 29. cüz · 581. sayfa

إِلَىٰ قَدَرٍ مَّعْلُومٍ

ilâ ḳaderim ma`lûm.

Belli bir süreye kadar.

23 29. cüz · 581. sayfa

فَقَدَرْنَا فَنِعْمَ ٱلْقَٰدِرُونَ

feḳadernâ. feni`me-lḳâdirûn.

Buna gücümüz yeter. Ne güzel güç yetirenleriz.

24 29. cüz · 581. sayfa

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

O gün yalanlayanların vay haline!

25 29. cüz · 581. sayfa

أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ كِفَاتًا

elem nec`ali-l'arḍa kifâtâ.

Biz, yeryüzünü bir toplanma yeri kılmadık mı?

26 29. cüz · 581. sayfa

أَحْيَآءً وَأَمْوَٰتًا

aḥyâev veemvâtâ.

Diri olanları da, ölü olanları da.

27 29. cüz · 581. sayfa

وَجَعَلْنَا فِيهَا رَوَٰسِىَ شَٰمِخَٰتٍ وَأَسْقَيْنَٰكُم مَّآءً فُرَاتًا

vece`alnâ fîhâ ravâsiye şâmiḫâtiv veesḳaynâküm mâen fürâtâ.

Orada yüksek dağlar yaratıp size tatlı su içirmedik mi?

28 29. cüz · 581. sayfa

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

O gün yalanlayanların vay haline!

29 29. cüz · 581. sayfa

ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

inṭaliḳû ilâ mâ küntüm bihî tükeẕẕibûn.

Yalanlamış olduğunuza (azaba) doğru yürüyün bakalım!

30 29. cüz · 581. sayfa

ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ ظِلٍّ ذِى ثَلَٰثِ شُعَبٍ

inṭaliḳû ilâ żillin ẕî ŝelâŝi şu`ab.

Üç kollu (ateşin) gölgesine doğru yürüyün!

31 29. cüz · 581. sayfa

لَّا ظَلِيلٍ وَلَا يُغْنِى مِنَ ٱللَّهَبِ

lâ żalîliv velâ yugnî mine-lleheb.

Ne gölgelendirir, ne alevden korur.

32 29. cüz · 581. sayfa

إِنَّهَا تَرْمِى بِشَرَرٍ كَٱلْقَصْرِ

innehâ termî bişerarin kelḳaṣr.

O, her biri saraylar gibi olan kıvılcımlar saçar.

33 29. cüz · 581. sayfa

كَأَنَّهُۥ جِمَٰلَتٌ صُفْرٌ

keennehû cimâlâtün ṣufr.

Her biri sarı develer gibidir.

34 29. cüz · 581. sayfa

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

O gün yalanlayanların vay haline!

35 29. cüz · 581. sayfa

هَٰذَا يَوْمُ لَا يَنطِقُونَ

hâẕâ yevmü lâ yenṭiḳûn.

Bu, onların konuşamayacakları bir gündür.

36 29. cüz · 581. sayfa

وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ

velâ yü'ẕenü lehüm feya`teẕirûn.

Onların özür dilemelerine dahi izin verilmez.

37 29. cüz · 581. sayfa

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

O gün yalanlayanların vay haline!

38 29. cüz · 581. sayfa

هَٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ جَمَعْنَٰكُمْ وَٱلْأَوَّلِينَ

hâẕâ yevmü-lfaṣl. cema`nâküm vel'evvelîn.

Bu, ayırma (hüküm) günüdür. Sizi ve evvelkileri bir araya toplarız.

39 29. cüz · 581. sayfa

فَإِن كَانَ لَكُمْ كَيْدٌ فَكِيدُونِ

fein kâne leküm keydün fekîdûn.

Eğer bir tuzağınız varsa, haydi bana karşı tuzak kurun!

40 29. cüz · 581. sayfa

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

O gün, yalanlayanların vay haline!

41 29. cüz · 581. sayfa

إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى ظِلَٰلٍ وَعُيُونٍ

inne-lmütteḳîne fî żilâliv ve`uyûn.

Şüphesiz ki takva sahipleri, gölgelerde pınar başlarındadır.

42 29. cüz · 581. sayfa

وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ

vefevâkihe mimmâ yeştehûn.

Ve canlarının çekip-arzu ettiği meyveler (arasındadırlar).

43 29. cüz · 581. sayfa

كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

külû veşrabû henîem bimâ küntüm ta`melûn.

Yaptığınız ameller sebebi ile afiyetle yiyin, için.

44 29. cüz · 581. sayfa

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

innâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.

Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.

45 29. cüz · 581. sayfa

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

O gün yalanlayanların vay haline!

46 29. cüz · 581. sayfa

كُلُوا۟ وَتَمَتَّعُوا۟ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجْرِمُونَ

külû vetemette`û ḳalîlen inneküm mücrimûn.

Yiyin ve biraz yararlanın; muhakkak ki siz günahkârlarsınız.

47 29. cüz · 581. sayfa

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

O gün, yalanlayanların vay haline!

48 29. cüz · 581. sayfa

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرْكَعُوا۟ لَا يَرْكَعُونَ

veiẕâ ḳîle lehümü-rke`û lâ yerke`ûn.

Onlara; “Rükû edin!” denildiği zaman rükû etmezlerdi.

49 29. cüz · 581. sayfa

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

O gün yalanlayanların vay haline!

50 29. cüz · 581. sayfa

فَبِأَىِّ حَدِيثٍۭ بَعْدَهُۥ يُؤْمِنُونَ

febieyyi ḥadîŝim ba`dehû yü'minûn.

Onlar bundan (Kur'an'dan) sonra artık hangi söze iman edecekler?

Kaynaklar ve lisanslar

  • Açıklamalı Türkçe Kur’an-ı Kerîm Meali — Rowad 1.0.4 — Rowad Tercüme Merkezi Ekibi
    Meal: Rowad Tercüme Merkezi, Türkçe Tercüme v1.0.4. Kaynak: QuranEnc.com. Lisans ve kaynak koşulları
  • Arapça metin — Tanzil Quran Text — Uthmani 1.1 · Tanzil Project
    CC BY 3.0 — verbatim copies only; text changes prohibited kaynak · lisans
  • Türkçe okunuş — Tanzil Türkçe Çeviriyazı — Muhammet Abay · Tanzil Project
    Tanzil Translation Terms — yalnız ticari olmayan kullanım kaynak · lisans