İçeriğe geç

78. Sure

Nebe Suresi

Haber

النبإ

Ayet sayısı
40
İniş yeri
Mekke
İniş sırası
80
Başlangıç
30. cüz, 582. sayfa

Sureyi dinle

Mahmoud Khalil Al-Hussary · Hafs an Asim

Nebe Suresi

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1 30. cüz · 582. sayfa

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ

`amme yetesâelûn.

Birbirlerine neyi soruyorlar?

2 30. cüz · 582. sayfa

عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلْعَظِيمِ

`ani-nnebei-l`ażîm.

O büyük haberi mi?

3 30. cüz · 582. sayfa

ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ

elleẕî hüm fîhi muḫtelifûn.

Ki onlar, onda ihtilafa düşmüşlerdir.

4 30. cüz · 582. sayfa

كَلَّا سَيَعْلَمُونَ

kellâ seya`lemûn.

Hayır! Onlar yakında öğrenecekler.

5 30. cüz · 582. sayfa

ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ

ŝümme kellâ seya`lemûn.

Sonra tekrar hayır! Yakında öğrenecekler.

6 30. cüz · 582. sayfa

أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ مِهَٰدًا

elem nec`ali-l'arḍa mihâdâ.

Yeri bir döşek kılmadık mı?

7 30. cüz · 582. sayfa

وَٱلْجِبَالَ أَوْتَادًا

velcibâle evtâdâ.

Dağları da birer kazık kılmadık mı?

8 30. cüz · 582. sayfa

وَخَلَقْنَٰكُمْ أَزْوَٰجًا

veḫalaḳnâküm ezvâcâ.

Sizleri (erkekli dişili) eşler halinde yarattık.

9 30. cüz · 582. sayfa

وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًا

vece`alnâ nevmeküm sübâtâ.

Uykunuzu bir dinlenme (sebebi) kıldık.

10 30. cüz · 582. sayfa

وَجَعَلْنَا ٱلَّيْلَ لِبَاسًا

vece`alne-lleyle libâsâ.

Geceyi örtü bir kıldık.

11 30. cüz · 582. sayfa

وَجَعَلْنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشًا

vece`alne-nnehâra me`âşâ.

Gündüzü de geçim zamanı kıldık.

12 30. cüz · 582. sayfa

وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًا

vebeneynâ fevḳaküm seb`an şidâdâ.

Üstünüze yedi sağlam gök bina ettik.

13 30. cüz · 582. sayfa

وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًا

vece`alnâ sirâcev vehhâcâ.

Alev alev yanan aydınlatıcı ve ısıtıcı bir kandil yarattık.

14 30. cüz · 582. sayfa

وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلْمُعْصِرَٰتِ مَآءً ثَجَّاجًا

veenzelnâ mine-lmü`ṣirâti mâen ŝeccâcâ.

Ve yağmur yüklü bulutlardan şarıl şarıl akan bir su indirdik.

15 30. cüz · 582. sayfa

لِّنُخْرِجَ بِهِۦ حَبًّا وَنَبَاتًا

linuḫrice bihî ḥabbev venebâtâ.

Onunla taneler ve bitkiler çıkaralım diye.

16 30. cüz · 582. sayfa

وَجَنَّٰتٍ أَلْفَافًا

vecennâtin elfâfâ.

Ve birbirine girmiş sarmaş dolaş bahçeler yetiştirelim diye.

17 30. cüz · 582. sayfa

إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ كَانَ مِيقَٰتًا

inne yevme-lfaṣli kâne mîḳâtâ.

Şüphe yok ki hüküm verip, ayırt etme günü belirlenmiş bir vakittir.

18 30. cüz · 582. sayfa

يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًا

yevme yünfeḫu fi-ṣṣûri fete'tûne efvâcâ.

Sur’a üflendiği gün bölük bölük geleceksiniz.

19 30. cüz · 582. sayfa

وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ أَبْوَٰبًا

vefütiḥati-ssemâü fekânet ebvâbâ.

Ve gökyüzü açılarak orada pek çok kapılar oluşur.

20 30. cüz · 582. sayfa

وَسُيِّرَتِ ٱلْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا

vesüyyirati-lcibâlü fekânet serâbâ.

Dağlar yürütülüp bir seraba dönüşür.

21 30. cüz · 582. sayfa

إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًا

inne cehenneme kânet mirṣâdâ.

Şüphesiz Cehennem de bir gözetleme yeridir.

22 30. cüz · 582. sayfa

لِّلطَّٰغِينَ مَـَٔابًا

liṭṭâgîne meâbâ.

Azgınların varacağı sığınaktır.

23 30. cüz · 582. sayfa

لَّٰبِثِينَ فِيهَآ أَحْقَابًا

lâbiŝîne fîhâ aḥḳâbâ.

Orada çağlar boyu kalacaklardır.

24 30. cüz · 582. sayfa

لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا

lâ yeẕûḳûne fîhâ berdev velâ şerâbâ.

Orada ne bir serinlik, ne de bir içecek tadacaklar.

25 30. cüz · 582. sayfa

إِلَّا حَمِيمًا وَغَسَّاقًا

illâ ḥamîmev vegassâḳâ.

Yalnızca kaynar su ve irinden içecekler.

26 30. cüz · 582. sayfa

جَزَآءً وِفَاقًا

cezâev vifâḳâ.

(Dünyada yaptıklarına karşılık) Uygun bir ceza olarak.

27 30. cüz · 582. sayfa

إِنَّهُمْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ حِسَابًا

innehüm kânû lâ yercûne ḥisâbâ.

Çünkü onlar hesaba çekilmeyi ummuyorlardı.

28 30. cüz · 582. sayfa

وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كِذَّابًا

vekeẕẕebû biâyâtinâ kiẕẕâbâ.

Ayetlerimizi de alabildiğine yalanlamışlardı.

29 30. cüz · 582. sayfa

وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَٰهُ كِتَٰبًا

vekülle şey'in aḥṣaynâhü kitâbâ.

Biz ise, her şeyi bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) tamamiyle sayıp tespit ettik.

30 30. cüz · 582. sayfa

فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا

feẕûḳû felen nezîdeküm illâ `aẕâbâ.

Kâfirlere şöyle denilir: “Şimdi tadın. Artık bundan sonra yalnızca azabınızı artıracağız.”

31 30. cüz · 583. sayfa

إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا

inne lilmütteḳîne mefâzâ.

Şüphesiz takva sahipleri için bir kurtuluş vardır.

32 30. cüz · 583. sayfa

حَدَآئِقَ وَأَعْنَٰبًا

ḥadâiḳa vea`nâbâ.

Bahçeler ve üzümler vardır.

33 30. cüz · 583. sayfa

وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًا

vekevâ`ibe etrâbâ.

Göğüsleri olgun yaşıt kızlar vardır.

34 30. cüz · 583. sayfa

وَكَأْسًا دِهَاقًا

veke'sen dihâḳâ.

Dolu dolu kadehler vardır.

35 30. cüz · 583. sayfa

لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّٰبًا

lâ yesme`ûne fîhâ lagvev velâ kiẕẕâbâ.

Orada ne bir boş söz işitirler, ne de bir yalan.

36 30. cüz · 583. sayfa

جَزَآءً مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابًا

cezâem mir rabbike `aṭâen ḥisâbâ.

Rabbinden bir karşılık olmak üzere yeterli bir bağıştır bu.

37 30. cüz · 583. sayfa

رَّبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلرَّحْمَٰنِ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًا

rabbi-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beynehüme-rraḥmâni lâ yemlikûne minhü ḫiṭâbâ.

Bunlar; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rahman olan Rabbindendir. Ona hitap etmeye güç yetiremezler.

38 30. cüz · 583. sayfa

يَوْمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ صَفًّا لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَٰنُ وَقَالَ صَوَابًا

yevme yeḳûmü-rrûḥu velmelâiketü ṣaffâ. lâ yetekellemûne illâ men eẕine lehü-rraḥmânü veḳâle ṣavâbâ.

Ruh'un ve meleklerin sıra sıra duracakları gün; Rahman'ın kendilerine izin verdikleri dışındakiler konuşamazlar. Onlar da doğruyu söylerler.

39 30. cüz · 583. sayfa

ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلْحَقُّ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا

ẕâlike-lyevmü-lḥaḳḳ. femen şâe-tteḫaẕe ilâ rabbihî meâbâ.

İşte bu o hak gündür. O halde dileyen Rabbine bir dönüş yolu edinsin.

40 30. cüz · 583. sayfa

إِنَّآ أَنذَرْنَٰكُمْ عَذَابًا قَرِيبًا يَوْمَ يَنظُرُ ٱلْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلْكَافِرُ يَٰلَيْتَنِى كُنتُ تُرَٰبًۢا

innâ enẕernâküm `aẕâben ḳarîbâ. yevme yenżuru-lmerü mâ ḳaddemet yedâhü veyeḳûlü-lkâfiru yâ leytenî küntü türâbâ.

Biz, sizi çok yakın bir azapla uyardık. Herkes o gün, kendi elleriyle ne yaptığına bir bakar ve kâfir olanlar da: "Keşke toprak olsaydım!" der.

Kaynaklar ve lisanslar

  • Açıklamalı Türkçe Kur’an-ı Kerîm Meali — Rowad 1.0.4 — Rowad Tercüme Merkezi Ekibi
    Meal: Rowad Tercüme Merkezi, Türkçe Tercüme v1.0.4. Kaynak: QuranEnc.com. Lisans ve kaynak koşulları
  • Arapça metin — Tanzil Quran Text — Uthmani 1.1 · Tanzil Project
    CC BY 3.0 — verbatim copies only; text changes prohibited kaynak · lisans
  • Türkçe okunuş — Tanzil Türkçe Çeviriyazı — Muhammet Abay · Tanzil Project
    Tanzil Translation Terms — yalnız ticari olmayan kullanım kaynak · lisans